Kürt ve Ermeni problemi Cumhuriyet döneminde ortaya çıktı
8/4/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk

Dün Bilgi Üniversite'sinde düzenlenen Milliyetçilikle ilgili bir sempozyuma katıldım. Biraz da Hrant Dink anısına düzenlenmişti. Güzel şeyler söylendi. Söylenenlerin bir kısmı bir haber metni olarak aşağıya yapıştırıyorum. Dileyen okusun...
Siyasal Ufuk Hareketi'nin düzenlediği Yükselen Hassasiyetler, İnişe Geçen Değerler:
Milliyetçilik(ler) Sempozyumu 7-8 Nisan tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü'nde yapılan oturumlarla gerçekleştirildi.
Sempozyum'da Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesiyle gündemimize yeniden oturan Milliyetçilik problemi üzerine ilginç tebliğler sunuldu. Sempozyumun ilk gününde bir konuşma yapan Ömer Laçiner, milliyetçiliğin hukuk tanımaz bir ideoloji olduğunu ifade ederek, "Milliyetçilik; demokrasi, estetik ve hukuk gibi kavramları ancak kendi çıkarlarına alet edebildiği oranda benimser" dedi. Ayrıca Laçiner, milliyetçi duyguların insanın yabani tarafının bir özelliği olduğunu altını çizdi.
Sempozyum'da 'Kürt siyaseti için alternatif bir dil önerisi olarak Hrant Dink'in dili' başlığı altında bir tebliğ sunan İdris Kardaş ise homojen bir yapıya sahip olan Kürt siyasetinin, Türk milliyetçiliğinden beslenerek ötekini yeterince anlamayan ve mağdurluktan güç alan bir Kürt milliyetçiliği ortaya çıkardığını söyledi. Kürt siyasetçilerin Hrant Dink'in takındığı demokrat tavrı örnek almasını ve sadece kendilerine uygulanan haksızlıklara değil, başörtüsü, imam-hatip, 301 gibi diğer mağduriyetlere de ses çıkarmaları gerektiğini ifade eden Kardaş sözlerine şöyle devam etti: "Kürt Siyasetine yön veren aydınlar, siyasetçiler; sürekli kendini tekrar eden, Türkiye toplumunu dışlayıcı, ayrıştırıcı ve empatiden yoksun bir dil kullanmakta ısrar etmektedirler. Tam da bu noktada Hrant Dink'in toplumda yaşanan bütün mağduriyetleri dert edinen, demokrat bir çabayı önemseyen, karşıdakini küçümsemeyen, empati içerikli, birleştirici, samimi dili Kürt siyaseti için alternatif bir dil olabilir."
İdris Kardaş Hrant Dink'in her kesimin sorunlarına karşı insan hakları temelinde, eşitlikçi bir yaklaşımda bulunduğunu ifade ederek, "Kürtlerin henüz bir Hrant'ı yok" dedi.
İdris Kardaş tebliğinde Hrant Dink'in Ermeni probleminin Cumhuriyet dönemi ile başladığını, Osmanlı döneminde Ermeniler için böyle bir problemin söz konusu olmadığını söylediğini hatırlattı ve "Cumhuriyet projesinin tek tip bir ulus yaratma sevdası sebebiyle bugün yaşadığımız etnik problemler ortaya çıkmaktadır" dedi.
Solcular ırkçı oldu
Tebliğler sunulduktan sonra salondan söz isteyen katılımcılardan biri Türkiye'de ırkçı milliyetçiliğin son dönemlerde sağ kesim tarafından değil de daha çok solcular tarafından benimsenmesinin düşündürücü olduğunu söyledi ve bunun "ulusalcılık" adı altında özellikle sol söylemli insanlar arasında gittikçe revaç bulan bir ırkçı görüş olduğunun altını çizdi.
Sempozyum dün sunulan son tebliğler ve kapanış oturumu ile sona erdi.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Bugün dünyanın nurlandığı gündür...
30/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Bugün dünyaya nurun indiği gündür. Bu gün Mevlid Kandilidir.. Bakın Yeni Asya'da hangi ifadeler var:
12 Rebiülevvel 571, bir Pazartesi sabahı kâinatı şenlendiren, asırları getirdiği nurla aydınlatan, insanı en yüksek mevkiye yükselten, dünya ve ahiret mutluluğunun anahtarlarını veren o Yüce Resûlün (asm) kâinata teşrifi her şeyi silkeleyici harika bir olay. Ne gariptir ki, Sözler’de ifade edildiği gibi, “Merak uyandırıcı nice lüzumlu hakikati ders veren o zâta karşı her şeyi bırakıp koşmak, onu dinlemek lâzım gelirken, ekser insanlara ne olmuş ki sağır olup kör olmuşlar, belki divane olmuşlar ki, o hakkı görmüyorlar, o hakikati işitmiyorlar, anlamıyorlar.”
Oysa onun (asm) gelişiyle kâinat hayat bulduğu gibi getirdiği hakikatlerle asırlar canlanmış. Kandil yeniden canlanmak, gaflet bulutlarını dağıtmak için yeni bir fırsat.
Mevlid Kandiliniz mübarek ve hayırlara vesile olsun.
Ben de bu mübarek günü daha evvelden yazdığım ve Hz Peygamber'e ithaf ettiğim bir şiirle karşılamak istiyorum:
Ey Sevgili!
Ey sevgili! Şak olur kalbim işaretinle
Güler bu solgun yüzüm, güler beşaretinle
Başımda gezsen her an, çiğnesen de yücelsem
Yücelsem de ufkuna bir kez tecessüm etsem
Bende istidat yok çendan, sen lutfet, kerem et
Tenezzül et diyemem, sadece bir nazar et
Zira kanadı ciğerim hasret solumaktan
Ah! Firakın ne acı şey, beter kahrolmaktan
Gurbet yaşarım, sen de gurbetsin bu diyarda
Visaline eremeyen, helakta hakeza
Senden bihaber olan, ne zelildir, ne fena
Seni tanıttırana , binlerle hamd ve sena
Sebebi hilkatisin feleğin, nevi insanın
Gayei hayalisin idrakli aşıkların
Sen gibisi görmedi, aşıktır cihan sana
Aşık hem bu deli, cibal, nücum, zerre sana
Takat yok, iştiyakım inletir semaları
Hak aşkına Sevgili, cemalin göster bana
Liyakatim yok ise kör olayım dilerim
Seni görmeyen gözü, bundan gayrı neylerim
Çağırsan bir gün şarktan, garptan koşar gelirim
Yolda kalıp ölürsem, sana varır hayalim
İcabet etsen çağrıma , ne yüce izzetin
Ah! Mahrum bırakırsan, sahibim yine sensin.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
"Özgürlük" ne kadar "Irak"?
23/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk

Şu anda NTV'de yayınlanan Benim Güzel Ülkem adlı belgeseli izliyorum. Bir Iraklı ülkesi için ağlıyor.. Irak işgalinin üç yılını sansürsüz ve tüm gerçekliğiyle anlatan bir belgesel. Sözde seçimlerden önce yaşananları bir Iraklının gözünden aktarıyor. Sünni Irak İslam Partisinin delegelerinden biri diyor ki: Özgür olmadıktan sonra seçim yapmanın ne anlamı var?
Bir evde çoluk çocuk patlayan bombaları korku dolu gözlerle dinliyorlar.
Irak'a gittiğim Ocak ayında da benzer manzaralarla karşılaşmıştım. Iraklıların yüreğindeki acıyı bütün kalbimle anlıyor ve ağlıyorum.. Çünkü özgür olmamak ne demek zor da olsa idrak edebiliyorum..
"Özgürlük" ne kadar "Irak"?
Irak ne kadar özgür?
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Mesut Uçakan'dan haber var
21/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Dün yönetmen Mesut Uçakan'ı ziyarete gittim. Yanımda iş arkadaşım Ahmet ile Marmara Sinema-Televizyon'da okuyan arkadaşım Hakan vardı. Gidiş amacımız Hakan'ın hocası Abbas Güçlü'nün kendilerine bir yönetmenle röportaj yapma ödevi vermesiydi. Herneyse ben de Mesut Uçakan'ın uygun olacağını düşündüm. Güzel bir söyleşi oldu. Hakan bunu ödev olarak yaptığı için yayınlamayacak. Ama satırbaşlarından bir kaç cümle aktaracak olursam:
- Uçakan'ın son filmi Anka Kuşu bu senenin Ekim-Kasım aylarında vizyona girebilir.
- Uçakan İslami çevrelere biraz kırgın. Çünkü artık dini içerikli filmlere sponsor bulmakta zorlanıyorlarmış. Bu durum özellikle 28 Şubattan sonra iyice belirginleşmiş bu sebeple çok sıkıntılı günler yaşamışlar.
- Anne yada Leyla filminde yaşanan hayal kırıklığını kendisinin 9 yıl sinemaya ara verdiğinde basit de olsa bir dönüş yapma kararına bağlıyor. Bu süre zarfında izleyicinin kafasında Mesut Uçakan isminin çok büyüdüğü için böyle düşük bütçeli bir yapımla karşılarına çıkmanın hayal kırıklığına yol açtığını söylüyor.
- En büyük hayalinin İstanbul'un fethi ile Allah dostlarının hayatlarını anlatan filmler yapmak olduğunu söylüyor.
Mesut Uçakan kimdir diye soracak olanlar için:
Mesut Uçakan (1954, Kırıkkaleli Türk yönetmen, senarist ve yapımcı.
İ.T.İ.A. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu Sinema Televizyon Bölümü mezunu. 1997 yılında Mutlak Fikir Estetiği ve Sinema adlı dergisini altı sayı çıkardı. 2003 yılında yayın hayatına başlayan Sonsuzkare sinema dergisini ise on sayıdan beri yönetmektedir. Bir şiir kitabı (Sıkı Tut Ellerimi) , bir de sinema kitabı (Türk Sinemasında İdeoloji) yazarıdır.Hakkında yayınlanan diğer kitap: Necdet Tosun'un yaptığı söyleşileri kapsayan" MESUT UÇAKAN'LA SÖYLEŞİLER" kitabıdır.
Filmografisi:
Uzun metraj filmleri
-
Lanet (1978)
-
Rahmet ve Gazap (1982)
-
Öç (1984)
-
Sessiz Ölüm (1985)
-
Yapayalnız (1986)
-
Zeynepler Ölmesin (1987)
-
Reis Bey (1988) - T.C. Kültür Bak. başarı ödülü - T.C. Yazarlar Birliği en iyi film
-
Yalnız Değilsiniz (1990)
-
Sonsuza Yürümek (1991)
-
Çöküş (1992)
-
Sevdaların Ölümü (1992
-
İskilipli Atıf Hoca / Kelebekler Sonsuza Uçar (1993) - Antalya Portakal Halk Jürisi ödülü- T.C. Yazarlar Birliği en iyi yönetmen ödülü - BİRSAD en iyi film
-
Ölümsüz Karanfiller (1995)
-
Anne ya da Leyla (2005)
-
Anka Kuşu (2006)
Televizyon Filmleri
-
Kavanozdaki Adam (1987) - TRT (5 bölüm dizi)
-
İnsanlar yaşadıkça (1989) - Diyanet İşleri Başkanlığı (8 bölüm dizi)
-
Otel İstanbul (2005) -TRT
Dramatik belgesel filmleri
-
Ahmet Hamdi Tanpınar (1986) - TRT
-
İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy (1996) - T.C. Kültür Bakanlığı
-
Deprem ve Merkez Üssü Gölcük (2000) - Gölcük belediyesi
-
Hacc Sonsuza Doğru (203) - Kanal 7
-
Gönül Dosta Gider (2005) - Beyza Müzik
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Gerçek güzellik kampanyası
19/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Bugünlerde Dove'un çok takdir ettiğim bir kampanyası ile ilgili tanıtım filmleri televizyonlarda dönüyor. Bir hanfendi önce makyaj işlemleri sonra da photoshop rütuşlarıyla olduğundan farklı hale getiriliyor ve bu şekilde bilboardlardaki ihtişamlı güzellerden biri oluyor. Burada mesaj açık, tanıtım filminin sonunda da zaten "Güzellik anlayışımız neden bu kadar çarpıtılmış?" diye bir soru soruluyor ve "Asıl güzelliğin yapay olmaması gerektiğini düşünüyoruz" deniliyor.
Ben de aynı kanaatteyim. Bu sebeple Dove'u bu kampanyası için kutluyorum. Bu çerçevede www.gercekguzellikkampanyasi.com adresli internet sitesinde de bu kampanya tanıtılıyor ve bu çerçevede anketler yapılıyor.
Sitede kilolu olmak, benli olmak, kemerli bir buruna sahip olmak veyahut yaşlı olmanın güzelliğe bir zararı olup olmayacağı kamuoyuna soruluyor. Neticeler hep olumlu yönde tabi. Yani insanımız doğal güzellikten yana görünüyor ama keşke gerçekte de öyle olsak. Sorulunca öyle düşünüyoruz ama işin aslında öyle davranmıyoruz. Bu da insan olmanın bir zaafı heralde.
Hasılı kelam doğal olan herşeyi desteklediğim gibi Dove'un bu örnek girişimini de destekliyorum. Tanıtım filmini izlemeyenler de hemencecik yukardaki siteye gidip izleyebilirler.. Sevgilerimle...
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
Nasıl bir hava soluyorsunuz?
16/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın yeni bir projesinin lansmanı yapıldı İstanbul SwissOtel'de.. Ben de oraya gittim az evvel, yeni döndüm..
Projenin adı “ Hava Kalitesi İzleme Ağı Projesi”.. Bu projeyle birlikte Türkiye'nin 81 ilindeki hava kalitesi ölçülecek ve de veriler anlık olarak www.havaizleme.com adresli internet sitesinden yayınlanacak. Böylelikle oturduğunuz şehirdeki hava kirliliği oranlarını gün be gün öğrenebileceksiniz.. Bu proje için tam 10 milyon Euro harcandı. Onlarca hava izleme istasyonu kuruldu. Bu projenin en önemli katkısı ise hava izleme ve ölçümleri sonucunda çevre kirliliği ile ilgili önlemlerin daha etkin ve yerinde alınmasına büyük katkısı olması. Ayrıca kirlilik oranlarının AB seviyelerine çekilmesi gibi bir de amacı var..
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Grip salgını var heralde...
9/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk

Son bir kaç gündür sürekli öksürüyordum. Aslında hasta olacağımın farkındaydım ama pek önemsemedim. Neticede bugün anladım ki resmen grip olmuşum.. 
Vatana millete hayırlı olsun... Halbuki yapmam gereken işler ve gitmem gereken de yerler var.. Yorucu olacak ama atlatırız inşallah..
Öksürük olduğu için zaten hiç tahammül edemediğim sigara dumanı daha da çekilmez oldu.. Ama bu dumandan nereye gitsem kaçamıyorum her yerde karşıma çıkıyor.. Sigarasız bir dünya hayal ediyorum...
Neyse herkese hayırlı cumalar. Yazmam gereken yazılar var.. Yazdıkça buradan da paylaşırım.
Sevgilerimle..
Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!
Konya'dan merhabalar...
3/3/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Son Kıbrıs ziyaretimde Lefkoşa Mevlevihanesini de gezdim. Dünyadaki son mevlevihanelerinden biri de Girit'teki Hanya Mevlevihanesiydi. Onu da Ağustosta ziyaret etmiştim.. Şimdi ise Mevlana'nın son ve ebedi durağı Konya'dayım.. Cuma gecesi saat 24.00 itibariyle Konya'ya vardım.. Şimdi ise Konya'da yaşayan ablamı ziyaret ediyorum..
Yarın yani Pazar günü de İstanbul'a dönüş var.. Daha Kıbrıs yazılarını kaleme almadım. İlk fırsatta onları yazacağım. Bir çok fotoğraf ve anı elde ettim orada. Bakarsınız bir de Konya yazısı yazarım.. Gerçi Konya sıklıkla geldiğim bir yer.. Ama hakkında söylenecek çok çok şeyler olduğu kesin..
Dünkü otobüs yolculuğum ise çok güzeldi.. Bir ton şey okudum.. Çokça şeyler öğrendim.. Bazılarını zamanı geldikçe sizlerle paylaşırım.. Şimdi izin verirseniz ablam ve yeğenlerimle hasret gidereyim..
Sevgilerimle kalınız..
Konya'dan selamlar...
Not: Fotoğraf orijinal olup fotoğrafla ilgilenmemi sağlayan eniştem İbrahim Dıvarcı'ya aittir.. Fotoyu Konya'da 2006 Mevlana Şeb-i Arus törenlerinde çekmiştir...
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
Tekrar Türkiye'deyim
25/2/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk
Dün 19 uçağı ile Ercan havaalanından İstanbul'a gelecektik ancak uçağımız Londra'da camı çatladığından dolayı 2 saat rötar yaptı. Nihayet 22.30 civarı havalandık ve 23.45'te İstanbul'daydık. O geceyi ve koca Pazar gününü dinlenerek geçirdim.
Her ne kadar finalde Fenerbahçe'nin Antalya mağlubiyetiyle bitse de güzel bir Pazar günüydü diyebilirim. Yarın yeniden işbaşı yapacağız.
İstanbul kendini özleten bir şehir. Nerede olursanız olun İstanbul'u özlüyor insan. Ve İstanbul'a dönüyor insan..
Yarın inşallah blog için bereketli bir gün olacak. Kıbrıs'ta fazla aktif olamadım. Ama telafi edeceğim.
Herkese iyi geceler, iyi haftalar diliyorum..
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Lefkoşa'da önemli bir gün yaşanıyor...
19/2/2007 · Kategori: Sevgili Gunluk

KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da Yakın Doğu Üniversitesinin ana kampüsündeyiz. Çevre ile ilgili düzenlenen uluslararası konferansın açılış töreni gerçekleşti az evvel. Üst düzey bir katılım oldu gerçekten. KKTC Cumhurbaşkanı Talat, KKTC Başbakanı ve Bakanlar ile İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Başta Türk Büyükelçisi olmak üzere bazı ülke elçileri, 3'ü nobel ödüllü olmak üzere yüzlerce bilimadamı, akademisyen ve ulusal ve uluslararası basın mensupları katıldılar.
Kıbrıs'taki izolasyonların fiilen bilimsel alanda kaldırılması adına önemli bir organizsyon sahiden. Gerek Cumhurbaşkanı gerekse Başbakan bu konuya özellikle vurguda bulundu. Çünkü 108 ülkeden yüzlerce bilimadamı katıldı bu konferansa ve izolasyon ve baskı altındaki bir KKTC için çok manidar bu durum. Bu açıdan konunun siyasi bir yönü de var..
Bunun yanında KKTC'nin bu şekilde dışlanmasına rağmen yeryüzü için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği vurgusu da anılmaya değerdi. Salonda Rahmi Koç da vardı. O da DenizTemiz derneğinin kurucusu olarak bir konuşma yaptı.
Şimdi açılış bitti ve yemekler yeniyor. Artık 4 gün boyunca oturumlara geçilecek ve yüzlerce bilimsel makale tebliğ edilecek. Bunlardan önemli gördüklerimden bilgiler aktarırım zaman içinde...
Lefkoşa'dan herkese güneş dolu sıcak sevgiler..
Umut
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
Son Yazılarım
- Karanlık uçurum
- Dert etme
- Çölde gece
- Aşk insanlar gibi
- Kafaya tek kurşun
- Miras
- Bir erkek bir kadını sevdiğinde
- Gülüyorum
- Antikacı
- GÜNEŞE GİDEN YOL
- GÜNEŞE GİDEN YOL
- Herkes kendi dünyasının kâşifidir
- www.umutyavuz.com
- Tuluyhan Uğurlu ile yaptığım röportaj
- Mesut Uçakan'la yaptığım röportaj
- Soner Arıca ile yaptığım röportaj
- Levent Yüksel ile yaptığım röportaj
- Hayret doğrusu!
- Bu dökülen son kan mı olacak?
- Genç Yaklaşım'la henüz tanışmadınız mı?
- TSK'ya muhtıra gibi cevap!
- Şaşırtıcı rakamlar!
- Endişe etmeyin, tasalanmayın!
- Lavanta kokulu geceleriyle Girne
- Demokrasi Kahvehanesi ve Kıbrıs'ın diğer yüzü
Kategorilerim
Arkadaşlarım
- hbasak
- mansur
- tugbasehri
- beyazkedim
- gezimanya
- aceba35
- figoltx
- benhaladeliyim
- saclariyagmurlukiz
- mutadize
- moviemaker
- beatifulroses
- tugbakbeyinan
- gökben dıvarcı
- zeguimco
- balnihat
- deligece
- albanian4ever
- yinebirgulnihall
- bedish
- koookle
- ihvaninur
- aceba20
- huzundenizi
- akakus


