Şaşırtıcı rakamlar!

27/4/2007 · Kategori: Yeni Asya

Son zamanlarda gerek İslâmiyet'e gerekse peygamberimiz Hz Muhammed'e hakarete ve iftiraya varan söylemler özellikle Batı dünyasında artışa geçmişti. Buna paralel olarak da batıda İslâm'a ve peygamberimize olan ilgi de doğru orantılı olarak artıyordu. Hatta saldırıların yoğunlaştığı dönemlerde Kur'ân satışları patlıyor, ihtida vakalarında inanılmaz oranlara ulaşılıyordu. Bu da Allah'ın bir hikmeti diyerek hakaretlere tahammül ediyorduk biz de. Tabi gereken yerlerde gereken cevaplar da verilmiyor değildi.
Bu bağlamda geçtiğimiz ayki Genç Yaklaşım dergisinde 'Şaşırtıcı rakamlar!' başlığı altında bazı istatistiki veriler yayınlandı. Rakamlar, başlıkta belirtildiği gibi bazı insanları şaşırtıcı mahiyetteydi gerçekten. Burada bir tablo altında beş ayrı başlıkta beş rakamsal veri bulunuyordu. Ve bu veriler bazı gerçekleri çok açık ve net bir şekilde yansıtıyordu. Bunlara geçmeden önce bazı iddiaları yeniden hatırlatmakta fayda var.
Meşhur tabirle bazı 'sefih Avrupalılar ile Asyalı münafıklar' Hz Peygamberi "eli kanlı bir cani", İslâmiyet'i de "kan ve kılıçla yayılmış" bir din olarak lanse etmeye çalışıyorlar. Bu tezlerini de son zamanlarda bir takım başıbozuk ve serserilerin eylemlerini  "İslâmî terör" söylemleriyle yaftalayarak ispatlama yoluna gidiyorlar. Sonra dönüp etraflarına "bakın bu Müslümanlar işte böyleler" diyorlar. Ama kader-i ilâhinin bir tecellisi olarak İslâma yahut Peygamberimize yapılan hemen her saldırıdan sonra tuzaklar ters tepiyor ve kazanan yine İslâm oluyor.
Bunları neden hatırlattık? Bilhassa Peygamberimiz için "eli kanlı bir cani" sıfatlarının kullanılabildiğini -ki biz burada zikrederken bile haya ediyoruz- görüyoruz. Halbuki başta belirttiğim Genç Yaklaşım dergisinde yayınlanan bazı istatistiki rakamlara baktığımızda bunu apaçık bir şekilde yalanlayan verilerle karşılaşıyoruz.
Şöyle ki; sözkonusu bu şahıslar Hz Peygamberin davasını kılıçla yaydığını iddia ediyorlar halbuki Peygamberimizin hayatta olduğu dönemde yapılan 9 büyük savaşta öldürülen düşman sayısı ile İslâm ordusundan verilen şehit sayısını duyunca siz de eminim şaşıracaksınız. Evet bu 9 büyük savaşta düşman ordularından sadece ve sadece 216 kişi ölmüş, İslâm ordusu da 138 kayıp vermiştir. Evet yanlış duymadınız. Daha da çarpıcısı ne biliyor musunuz? Bu savaşlarda öldürülen sivil sayısı ise 0 (sıfır). Evet sıfır. Yani tek bir sivilin bile kılına dokunulmamış. Halbuki İslâm ordularının savaştığı düşmanlar, sözgelimi Kureyşliler, Müslümanlara etmedikleri zulmü bırakmamışlar ve onları vatanlarından göç etmeye zorlamışlar, evlerini, mallarını, arazilerini talan ve yağma etmişlerdi.
Herkes bilir ki savaşlarda askerler hayatlarını kaybedebilirler. Bu, savaşların bir kaderidir. Ancak sivillerin hayatlarını kaybetmeleri ise gerçek zulümdür, savaş suçudur. İslâm Peygamberi Hz. Muhammed döneminde ise tek bir sivilin burnu kanamamış, hatta Mekke fethedildiğinde daha önce kendilerini buradan sürgün edenlere affedici davranmışlardır. Savaş esirleri konusunda da 10 kişiye okuma-yazma öğretme karşılığında serbest bırakmaya varana kadar bir çok örnek uygulamada bulunmuşlardır. Daha da ilginci bu savaşlarda Peygamberimiz bırakın insanları, ağaç kesmeyi bile yasaklamıştır. Bu bilgilerin hepsi tarih kitaplarında mevcuttur. Örnekleri çoğaltmak da mümkün...
Gelelim diğer istatistiklere ve gerçeklere. Mesela İslâm'a dil uzatan bir kısım batılıların ön ayak olduğu ve çıkarttığı 2. Dünya savaşında öldürülen toplam insan sayısı yaklaşık 54 milyon olarak açıklanmış. Ve bunların ekseriyeti asker değil, sivil. Bunu nereden anlıyoruz? Yine aynı istatistiklere göre 2. Dünya savaşında sadece Rusya'da öldürülen tahmini 'sivil' sayısı tam 7 milyon. Evet tam 7 milyon... Son olarak çok uzağa gitmeye gerek yok; komşumuz Irak'ta ABD ve yandaşlarının işgalinden beri günde ortalama 100'ün üzerinde sivilin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Hatırlatalım İslâm ordularının bütün savaşlarında düşman ordularında verilen asker kaybı (sivil değil) 216 kişiydi. Bu hususta da örnekleri çoğaltmak mümkün.
Rakamlar oldukça açık. İslâm'a kanlı din, Peygamberimize haşa 'katil' diyen önce elini vicdanına koysun, sonra tarihi tarafsız gözle okusun. Bundan sonra da ehli insaf ise herhangi bir söze gerek yok zaten. Aksi takdirde de Allah'ından bulsun...

 

Umut Yavuz

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:bedish | Tarih: 2007-04-27 18:09:18
Konu: s.a

Çok güzel bir çalışma gerçekten...Ama ben,Peygamber efendimize dil uzatanların veya uzattıranların bu rakamları bizlerden çok daha iyi bildiğini düşünüyorum...

Onlar dinimizin bu güzelliğini,asrı saadetin inceliklerini bilmeseler ,kötülemek,saldırmak için bu kadar çaba sarfederler mi?!Onlar hakikatin ortaya çıkmasından korkuyorlar zaten...
......
Rabbim bu yüce Peygambere hakiki ümmet eylesin bizleri...

Bağlantı » »

« Önceki :: Sonraki »

Umutyavuz.com

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım